Tat alma yeteneğimizle ilgili uzun yıllardır yanlış bilinen “dil haritası” gerçekten de geçerli değilmiş. Eskiden dilin farklı bölgelerinin belirli tatları algıladığı düşünülürdü ama aslında durum hiç de öyle değil. Dilin her bir noktası, tatlıdan ekşiye, tuzludan acıya kadar tüm tatları algılayabiliyor. Bu gerçek, dilin ne kadar karmaşık bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Dilin arka kısmının tuz tadını algılamadığı düşünülse de, gerçekte tuzun her yerde aynı şekilde hissedildiği bilimsel olarak kanıtlandı.
Eski yanlış anlayış, dilin farklı bölgelerinin farklı tatları algıladığı yönündeydi ama son araştırmalar bunun doğru olmadığını gösteriyor. Tat reseptörleri dilin her yerine dağılmış durumda ve her bir nokta farklı tatları algılayabiliyor. Bu yanlış anlayışın kökeni ise 1901 yılında Alman bilim adamı Dirk P. Hänig’in yazdığı bir makalenin yanlış çevrilmesine dayanıyor. Ardından Harvardlı psikolog Edwin Boring’in bu hatalı çeviriyi referans almasıyla yanlış bilgi yayılmaya başladı. Dolayısıyla dilin gerçek tat algılama yeteneği konusunda daha geniş çaplı ve doğru bilgilere sahibiz.